
Bugün verdiğin her tepkinin ardında, geçmişte duyulmamış bir ses, henüz görülmemiş bir ihtiyaç olabilir. Duyguların bazen kontrolsüzce yükselmesi, aslında o anın sana fazla gelmesinden değil; bir zamanlar kimsenin anlamadığı bir acıya sessizce uyum sağlamış olmandandır. En çok tetiklendiğin anlarda, o eski savunma mekanizmalarının hâlâ görev başında olduğunu fark edebilirsin. Çünkü bir zamanlar seni koruyan, seni hayatta tutan duvarlar — bugün seni kısıtlayan engeller haline gelmiş olabilir.
Kendine yüklenmek, “Neden böyle hissediyorum?” diye sorgulamak yerine, o eski versiyonunun hala neyi korumaya çalıştığını merak et. Şefkatle yaklaş. İçindeki o küçük ses, belki sadece görülmek, duyulmak, anlaşılmak istiyordur. Yıllardır kimseye anlatılamamış hikayeni sen dinleyebilirsin.
Unutma ki iyileşme; kendini suçlamaktan, eleştirmekten veya bastırmaktan değil… içimizde yıllardır bekleyen o hikayeyi fark etmekten ve ona nihayet alan açmaktan başlar. Her duygun, sana bir şey anlatmaya çalışır. Her tepkin, geçmişin bir izi olabilir. Onları reddetmek yerine kabul etmeyi dene. Çünkü gerçek dönüşüm, kendinle savaşmayı bırakıp, kendinle barışmaya cesaret ettiğinde başlar.
Nur Hayat Yıldız
